Koronavirüs kaygılarıyla baş etmenin yolu: Umut

Yanlız Değilsin'in kurucularından Uzman Psikolog Reha Üner'in potansiyelhaber.com ile yaptığı röportajı sizlerle paylaşmak istedik.

Tüm dünyanın mücadele ettiği Covid-19 (Koronavirüs) pandemisinin bizden götürdüğü sadece insan hayatı ya da fiziksel sağlığımız değil. Salgınla sadece bedensel olarak değil ruhsal olarak da savaş halindeyiz. Yaşanılan kayıplar, hastalanır mıyım endişesi ve bitmek bilmeyen evde kalma hali ruhumuzda da ağır tahribat yaratıyor. Bunlara bir de hem küresel hem de ulusal ekonomik kriz korkusu eklendiğinde önümüzdeki dönemde psikolojimizde büyük yaralar açılacak gibi görünüyor.

Ülkemizde de hızla yayılan Koronavirüs’ün insanlar üzerindeki etkilerini Uzman Psikolog Reha Üner ile konuştuk. Süreç sırasında veya bittikten sonra insanların büyük bir kısmında kaygı bozuklukları ve depresif duygular görülebileceğini öngören Uzman Psikolog Üner, bu çöküş halinden çıkmak için yapmamız gerekenleri bizlerle paylaştı.

Koronavirüs salgını insanlar üzerinde nasıl psikolojik etkiler yarattı?

Ben bu salgının en temel iki olumsuz duygu durumuna sebep olacağını düşünüyorum. Bunlardan biri kaygı, korku ve endişeden oluşan kaygı bozuklukları; diğeri ise depresyon. Kısa vadede beklediğimiz, endişe ve kaygı durumu. Şu an salgının içinden geçerken insanlar oldukça kaygılı ve bunun da iki temel sebebi var. Biri yaşamsal diğeri ise ekonomik tehdit denilebilir.

Tüm dünyayı etkileyen ve kontrol edemediğimiz bu salgın nedeniyle insanlar hem kendi hem de sevdiklerinin hayatlarını tehdit altında hissediyor. Bu, hiçbirimizin daha evvel deneyimlemediği bir süreç. Müthiş bir belirsizlik var. Diğer yandan da işin sosyo-ekonomik boyutu var. Salgın sürerken ya da bittiğinde bizi nelerin beklediğini bilmiyoruz. Hem bireysel hem ulusal hem de küresel olarak… Dolayısıyla en garibanından en zenginine kadar herkes çeşitli seviyelerde kaygı yaşıyor. Kaygının üzerimizdeki etkisinden kaçışımız yok. Bir şekilde değişik seviyelerde yaşayacağız bunu.

Salgın bittikten sonra bizi neler bekliyor?

Tüm bunlar geçtiğinde üzerimizden kamyon geçmiş gibi hissedeceğiz. Olay soğuyacak. O zaman geriye bir yıkıntı kaldığını göreceğiz. Kimileri yakınlarını kimileri işlerini kaybedecek. Dolayısıyla insanlar umutlarını kaybetmiş olacaklar ve bu da depresif düşüncelere neden olacak. İlla depresyon demiyorum ama depresif düşünceler geliştirecekler.

Peki ya hiçbir kayıp yaşamadığını düşünenler?

İnsanların çok büyük kısmı bu salgının sonuçlarından etkilenecek.

Gerek şimdiki kaygıyla baş etmek gerekse sonrasında oluşabilecek depresif düşüncelerin mümkün olduğu kadar az etki yaratması için ne yapabiliriz?

İnsanın psikolojik sağlığını koruyan birkaç tane temel duygu var. Bunlardan biri kontrol edebilme gücü. Kişinin; olayları, çevresinde olup bitenleri hatta geleceğini kontrol edebileceğine inanması ve bunun için elinden geleni yapması… Salgında akut yani anlık sorun çözümü için ilk yapabileceğimiz şey izolasyon. Kişiler bu şekilde süreci kontrol ettiklerini düşünerek kendilerini daha güvende hissedeceklerdir. Ancak bunun uzantısı olan bir şey var. İzolasyon demek yalnızlık demek, içe kapanma demek. Bunlar da aslında çare olarak gördüğümüz izolasyonun yan etkileri. Onun çaresi ise pozitif şeyler düşünme, müzik dinleme, sevdiklerinle iletişimde kalma -dokunamasan bile-, sanat etkinlikleriyle ilgilenme, spor yapma ama en önemlisi görsel hayal kurma. İyi şeyleri görsel olarak hayal etme. Tam anlamıyla izolasyon sağlama şansı olmayanlar da yine kontrol edebildikleri ölçüde süreci kontrol etmeye çalışacaklardır. Sosyal mesafeye, maske kullanıma dikkat ederek kaygıyla baş etme yönünde mücadele vereceklerdir. Ve elbette bu kişiler için de yukarıda saydığımız iyileştirici faaliyetler son derece etkili olacaktır.

Ancak kişiyi ekonomik bir sorun bekliyorsa burada belirsizlik parametresi devreye giriyor. Ve belirsizlik korku yaratır. Çare ise insanın kendi değerlerini bir an önce fark edip bu yeni dünyada hala değerli kalabilmenin yollarını araması. Sosyal hayat oldukça kısıtlandı. Ortaya çıkan bu boşluk, insanın kendisini anlaması için iyi bir fırsat. Hala bir yerlerde onun için bir iş olduğunu hissetmeli. Bunu için kişilerin kendi değerlerini keşfetmesi ve bu değerleri yeni dünyaya adapte etmesi gerekiyor.

Yani siz yeni bir dünyanın başlayacağını düşünüyorsunuz öyle değil mi?

Evet, bir anda radikal bir değişimle değil belki ama yavaş yavaş değişeceğini düşünüyorum. Buna ilk uyum sağlayanlar kazanacaktır. Yeni dünyaya adapte olmak için verdiğimiz emek, kendimizi keşfetmemiz, değerlerimizi fark etmemiz, belirsizliklerle mücadele etmemiz tüm bunlar hayatımızın en değerli duygularından birinin varlığını hatırlatacak. O da umut. Umut varsa yaşam vardır. Başımıza gelen şey kaçınılmazdı. Kaçınılmazlık bizi ne yaparsak yapalım engelleyemeyeceğimiz bir kaygıya sürükledi. Ancak orta vadede gelecek olan depresyonu önleyebiliriz. Bunu da ancak umudumuzu koruyarak yapabiliriz.

about